Parasal Genişleme Programının Temel Prensipleri

Parasal Genişleme Programının Temel Prensipleri

Büyük finansal krizin başlangıcından itibaren, birçok merkez bankasının politikası, piyasayı yönlendiren güçlerin en önemlisi oldu. Bu, önemli merkez bankaları olan Fed (Amerikan Merkez Bankasi) ve AMB (Avrupa Merkez Bankasi) için özellikle geçerli bir durum. Geçen yıllarda ve özellikle de geçen hafta piyasalar, kötü haberler karşısında yükseldiler. Bunun nedeni, kısa vadede hisseler gibi riskli varlık fiyatlarına olumlu etki eden daha çok teşvik olanağının artmasıydı. Piyasalar, iyi haberler karşısında ise düştü çünkü bu, piyasalara yeni para akışı şansını azaltılıyordu. Bu nedenle, teşvik programlarının nasıl işlediğine dair temel anlayışı kavramakta fayda var. Burada, Fed’in PG programının temel prensipleri üzerine yoğunlaşacağız. Aşağıda uzun vadeli varlık alımlarının gerçekte ekonomiyi canlandırmak üzere nasıl işlediğine dair basit bir açıklama bulabilirsiniz. Bu, ayrıca Fed Başkanı Ben Bernanke’nin geçen günlerde yaptığı konuşmasında verilen önemli noktaların bir özetidir.

Fed, hazine tahvilleri ve hükümet destekli işletme (GSE) tahvilleri satın alarak, onların ticari bankalarca daha zor alınmalarını sağlar. Bu sayede Fed, talebe bağlı olarak nispeten ABD Hazine tahvillerinin arzını düşürür ve getirisine oranla fiyatlarını yükseltir. Tahviller, ilk fiyatlarından sabit yüzdeli bir getiriye sahiptir, bu nedenle bu fiyat, serbest piyasada yükselirse, getiri yüzdesi düşer. Örneğin, 1,000$’lık bir tahvil, yıllık 50$ getiriye sahipse, getiri yüzdesi %5’tir. Eğer fiyat yükselirse artık 1,050$ ödemek durumunda kalırsınız ve artık o yıllık 50$ olan getiri %4.76’lık bir yüzdeye sahiptir. Faiz oranları, Hazine tahvil getirilerinin yüzdelerine bağlıdır, yani tahvil getirilerinin düşmesi, doğrudan para politikası olmaksızın faiz oranlarının düşmesini etkiler.

Geçmişte ise devlet tahvillerinden elde edilen düşük getiriler, yatırımcıları, özel sektör tahvillerine yönlendirmiş ve bu sayede ekonomiyi canlandırmıştı. Bernanke, konuşmasında analiz uzmanlarının, Fed’in bu varlık alımlarını finanse etmek için “para basacağı” açıklamalarını reddetti. Bunun yerine Bernanke, Fed’in hesaplarını Fed’de tutan bankalara kredi vermesinin parasal tabanın bir parçası olduğunu, hiçbir şekilde para kaynağı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Fed’in sağladığı bu fonlar; bankaların, fonları borç vererek veya diğer yatırım imkanları sağlayarak ekonomi içine sokmadığı sürece, teknik olarak gerçek bir para kaynağı değiller.

Bir başka deyişle, Fed, tahvil alımlarından ekonomiye pompalanan nakti, bankaların aynı miktarda Fed’de tuttuğu varlıkların miktarını artırarak dengeliyor. Bu da Fed’in teknik olarak nakit kaynağı yaratmadığı, ancak sistemde henüz dolaşmayan paranın genişlemesine olanak sağlayan bazı manipülasyonlar yaptığı anlamına geliyor. Bunlar enflasyonist tedbirler, ama Fed’in 2007’nin son dönemlerinden beridir esas olayı olan dezenflasyondan çok enflasyondan endişe taşıdığı zamanlarda daha da anlam kazanıyor. Bernanke, krizden önce Fed’in çoğunluğu ABD devlet tahvillerinden oluşan 800 milyar $ civarında uzun vadeli varlık alımı miktarına sahip olduğunu belirtti.

En Son Haberler

28 Ağustos Global Pazar Yorumu

28 Ağustos Global Pazar Yorumu

Global Pazar Yorumları 24opiton Tarafından Sapla...

24 Ağustos Global Pazar Yorumu

24 Ağustos Global Pazar Yorumu

Global Pazar Yorumları 24opiton Tarafından Sapla...